22 Ocak 2016 Cuma

H O M E

Bu posta şimdi başlıyorum, ekonomi çalışırken... Saat bir buçukta finalim var, insan tekrar aldığı ders için daha bir stres oluyormuş bunu anladım. İlk aldığımda geçmiştim çünkü. Şimdiyse kalma korkusu yaşadığım bir gerçek. Ama akşam bu saatlerde yolda olacağım evime doğru... Kendimi bu düşünceyle avutmaya çalışıyorum.

İnsan evini cidden özlüyormuş. Cidden.

20 Ocak 2016 Çarşamba

Son 2

[geçen sene yurdumun çalışma salonundan çekmiştim bu fotoğrafı, hala en sevdiğim fotoğraf]

Finallerin bitmesine son 2 kala ben de bitmek üzereyim. Artık pilimin bittiğini, sabrımın sınırlarını zorladığımı hissediyorum. Üniversiteye girmek için nefes almadan ders çalışarak geçti 1 senem. Ama şimdi bakıyorum da burası da YGS/LYS aşaması kadar zormuş. Bir yandan sosyal hayatı yürütmeye çalışıp bir yandan da okulu yürütmek insanı bir hayli zorluyor... 

Dün... Yok bu sabah .tarih sınavım vardı mesela. 50 alsam geçiyordum, muhtemelen 45te kalacağım. Hoca sözlüleri 100 100 verse hikayesi de yalan üniversitede. Ne ekiyorsan onu biçiyorsun malesef. 

En garibi de ne biliyor musunuz? Aşk meşk işleri. Paçamı kaptırdım bir kez ve şimdi boyumdan büyük bir işe kalkıştığımı düşünüyorum. Yani... Hiçbir erkek için annemi üzmeye değmez ya. Açıkça bu durumdan hoşnut olmadığını defalarca söylemesine rağmen devam ettim eşek gibi ve şimdi yine onun sözüne geldim. Bitirmek istiyorum. Sanırım.

Bilmiyorum. Düşüncelerim gerçekten karman çorman. Belki de finaller yüzünden. Geleceğimi belirliyorlar resmen...

Bugün bir arkadaşım ortalaman 3,5 altı olursa unut Master işini dedi. Kendisi çok prestijli bir okula başvurdu ve %85 kabul alacak. O yüzden o diyince bir aydınlanma yaşadım. Ama yok ya, yükselir.

Umarım.

Annemi koklamama son 2 kaldı.

cheers.


Hate and Anger

He was walking through the misty streets of the city, all alone, all by himself. Nothing on his mind, and hearth. Only him and the sound of the angry wind. He was actually thinking about his life and future. Future? What a fancy word for a very selfish thing.

Is there a real future in front of him? No. There was nothing than a blank space in his life. It was all dark, and nothing was clear. He was only aware of the fact that he was alone. He had friends, real ones, and not-so-real ones. But none of them was with his side when he needed. So they were not so real, huh?

He leaned against the bridge and just made his mind pass through the waves of the river. His thoughts were swimming in the water and his hands were shaking because of the cold. However, he did not realize he was cold. He was mumping that song again unconsciously. It was the lullaby that his mother was singing when he was just a little boy. He was all happy and full of dreams back then. Just thinking about a butterfly would make him happy. However, now, he was full of hate and anger.

All these things brings one question to minds. Why is he like this?

Because of love.

To be continued,

cheers.

14 Ocak 2016 Perşembe

Güncelleme 8.1

Geçen hafta bursumun yatmasıyla yine gaza geldim. Ben cebime para girdiği anda sonuna kadar harcamadan mutlu olamayan tiplerdenim. Alışveriş yapmak gerçekten her şeyden daha çok mutlu ediyor beni. Dünyanın en güzel defterini aldım, Moleskine çakması. Mehmet alma diye yalvardı bana resmen, ne gerek var şuna o kadar para veriyorsun dedi. Merhaba anne bu satırları okuyorsan çok da pahalı değil, valla. Neyse, o defterin hayatımda her şeyi daha düzenli hale getireceğini düşünüyorum halbuki boşa bir umut.

Asla düzenli olamadım ben. Aslında yapılacaklar listesi yapmayı falan çok severim; ama konu o yapılacakları yapmaya gelince sanırsınız koalayım. Beş dakika daha uzanayım sonra kalkıp çamaşır sırası alacağım diyorum. ALMIYORUM.

Bu aralar uyku düzenim berbat, gerçekten. Finaller yüzünden olsa gerek. Geçen gün eski bir arkadaşıma snap atmıştım, cevap olarak sana noldu dedi. Gözlerim altı torba torba olmuş... Gerçekten çok yoruldum, bir şeyler okuyup yazmaktan... Bugünkü finalde 6 sayfa boyunca Realizmi savundum. Tam şu an hatırladım vurucu cümlemi yazmayı unutmuşum... Buraya yazayım da hava olsun.

"In a world full of conflicts, I see no point being something else rather than Realist."

Kabul edin fazla güzel, şunu yazsam kesin 100 alırdım. Gerçi bu dersle sorunum yok. Ödevden 100 aldım, mid-termden de 1,25 puan kaybetmiştim; ama finalde düşürürsem valla ağlarım. Çünkü dünyanın en tatlı hocası falan kadın. Bir ara her hafta odasına gidip bir saat sohbet ediyordum. Staja başvurduğumu ve kazandığımı annemden önce ona söyledim hatta. Benden daha çok sevinmişti, canım ya.

Bir de öğrendim ki hukuk zormuş. Uluslararası hukuk daha da zor. Yok efendim bir davayı önce kim duyarsa onunmuş. Ne alakaysa...

Bir de siz siz olun ölmüş gitmiş insanlarla dalga geçmeyin ders çalışıcam diye. Valla sınavda isimlerini unutuyorsunuz, bence lanet. Yav bu Robert Cox da sırf konuşmuş olmuş için konuşmuş falan diyordum çalışırken, sonra sınavda adını unuttum. Cox argues that... dedim. Şaka mıyım ben ya.


Bir de ders çalışırken size önerim önünüze peluş bir şey alın, ona anlatın. Cidden daha iyi anlıyorum ben o zaman. Benimki şu yukarıda gördüğünüz fok balığı. Adı Hamur Abi. Kim koydu bu ismi demeyin... Birisinden özür dilemek için fokuma isim koyabilirsin dedim, o da bunu buldu. Demez olaydım. Öff burası da iyice OKS Anneleri tadında bir blog oldu. Ne ümitlerim vardı yazmaya başlarken. Tüh.

Bir de evi cidden çok özledim ya. Kanepeye yayılıp kedilerden birisine zorla sarılıp uyumak istiyorum. Sonra annem gelip gündüz gündüz ne uykusu şimdi bu diye atar yapsın, uyanıp onunla saçma sapan bir program izleyeyim televizyonda istiyorum. Ama buna daha beş tane final var. Neyse ki birisi Çince.

Neyse,

Cheers.

10 Ocak 2016 Pazar

00.05

Gecenin bu saatinde hayat yeni başlıyor benim için. Tam bir gecekuşu olduğum bu günlerde finallere lanet edip kendime kızıyorum. Neden bu okulu seçtiğimi sorguluyorum sürekli.

Evet harika bir okul.
Eğitimi çok güzel.
Ortamı bir harika.
Türkiye'nin içinde ütopya gibi.

Ama...

Gerçekten zor. Okumak zor. Yaşlandım ben burada. Burada öğrendim stresten sivilce çıkarmak neymiş. Tırnak yemek neymiş...

Basit bir günümü anlatmam gerekirse;

Sabah 12de uyanıyorum. Öğlen pardon. Çünkü sabaha karşı 5te yatmış oluyorum. 7 saat uykumu almaya çok dikkat ediyorum.

Alelacele kahvaltı yapıp ders çalışmaya başlıyorum ta ki kusana kadar. -bugün gerçekten kustum bir ara-

Yemek yerken birkaç bölüm Friends izliyorum ki güleyim.

Çooook bunalırsam uzun bir mola verip Lol oynuyorum. Sonra tekrar dönüyorum derse.

Sonra gece 23 ile 00 arası ders çalışmayıp müzik falan dinliyorum. Sonra ama 12den sabaha kadar çalışıyorum. Neden? Çünkü odadaki herkes uyumuş oluyor. Tamamen yalnız kalıyorum. Seviyorum yalnızlığı ben galiba...

Aslında sevmezdim. Hayırdır noluyor acaba bana? Düşünmeye ihtiyacım var sanırım biraz.